Hokusai ve dünyayı saran dalgaları

Japon grafiker Hokusai olmadan, empresyonizm hiç olmamış olabilirdi. Avrupa sanatının japonya’dan gelen dönüşümünün başladığı anı inceleyin.

Başlangıçta dalga vardı. Mavi ve beyaz tsunami dalgası. Dalga, Katsushika Hokusai'nin komposizyonunda soldan yükselen büyük bir pençe gibi Fuji Dağı üzerinde acımasızca iniyordu. Hokusai'nin görüşünde Japonya'nın en aziz dağı, küçük ve savunmasız tepeciğe dönüşmüştü. Hokusai'nin çizdiği Fuji Dağı'nın 36 görünümden biri olan Wave off Kanagawa, basıldığı 1830-1831 yıllından beri Japonya'nın bir simgesi olan resim, sanat, ticaret ve siyaset hayatının oluşturduğu karmaşık bir küresel ağın parçasına dönüştü. Hokusai'nin öncü kullanımında, muhtemelen Çin üzerinden İngiltere veya Almanya'dan ithal yabancı pigmentli yoğun prusya mavisi mürekkebi ile dalga, başından itibaren Japonya'nın ötesine uzanıyordu. Yakında, Avrupa'yı sarsacaktı.

Boston Güzel Sanatlar Müzesi, Japonya dışında Japon sanatının en büyük koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor. Retropersfektif sanatının devlerinden Hokusai, bize sanatını, vazgeçmediği tahta baskılar üzerinde ki biz onlara ukiyo-e, (ya da "yüzen bir dünyanın resimleri" diyoruz), gösteriyor. Bir yılından kısa sürede bu ikinci Hokusai retrospektif sergisi. Geçen sonbahar, gergin geçen iki veya daha uzun saatllik  beklemeden sonra Paris'teki Grand Palais de sanatçının iki parçalı mega gösterimini görmüştüm ve görülgüğü üzere,  Amerikan ve Fransız izleyiciler yüzyıllar boyunca Hokusai tapmışlardır.

O,herşeyin ötesinde, sadece Japon sanatının büyük isimlerinden biri değil, western moderniziminin daha çok "baba" figürü gibidir. Hokusai olmadan empresyonizm olmayabilirdi. Bugün hafife alınan küresel sanat dünyası ise gerçekten çok farklı görünebilirdi.

Hokusai'ye ait baskılar onun 1849 yılındaki ölümüne kadar ömrü boyunca Japonya'dan batıya ulaşmak için bir yol bulamadı. Yaşamı boyunca Sakoku japonya 'da katı bir şekilde uygulanıyordu. Sakoku'ya göre hiç bir yabancı japonya'ya giremez veya hiç bir japonda ülkeyi terk edemezdi. Cezası ölümdü. Fakat 1850 yılında amerikan donanması içindeki kara koyunlar Matthew Perry Japonyayı bu isolasyon politikasından vazgeçirdi. bir çok diplomat ülkeye giriş izni kazandı. Ardından gelen sanatçı ve kolleksiyonerler ise Hokusai’nin baskılarını keşfetti.

Japonya'da, Hokusai imparatorluk edebiyatçıları bakışı altında, kaba olarak görülürdü. Batıda ise, renk ve çizgiler ile yaptığı boşluk tarifi ve tek noktalı persfektif kullanımı devrimci bir etkiye sahip olacaktı.

Hem stil ve hem konunun önemli olduğu Ukiyo-e baskıların cazibesi altında kalan Félix Bracquemond, Japonya tarafından baştan çıkarılmış ilk Fransız sanatçılardan biri idi. Perry yanında Hokusai, Hiroshige ve Utamaro'nun erken dönem başyapıtları olan eserleri ile batıya doğru yolculuğa başladı. Ancak her eser bu kadar şanslı değildi. Japonya’dan gelen bir çok eser baskı ise ticari mallar için ambalaj kağıdı olarak kullanıldı. Her şey 1 Nisan 1867'de değişti. Paris Expo fuarı açıldı. Fuar ile beraber açılan şimdiki Eyfel kulesinin gölgesi altında Fransız sanatçılar Japon baskı sanatı ukiyo-e lerin sanatsal derinliği keşfetti.

Japon etkisi altına girmiş sanatçılar arasında Monet, Edgar Degas da bulunmaktadır. Monet' in 250 den fazla Japon baskıyı edindiği bilinmektedir.

Makalenin tamamını BBC Culture'dan okuyabilirsiniz.

Okunma 5825 defa